Vücut içerisindeki her organa hem teşhis hem de tedavi amacı ile biyopsi uygulanabilir. Akciğer, prostat, tiroid, böbrek, karaciğer, akciğer ya da meme gibi tüm organlara hekimin yönlendirmesi ile biyopsi yapılması son derece yaygındır. Meme bölgesinde lezyon tespit edildiğinde biyopsi uygulanarak bir yandan dokunun iyi huylu olup olmadığı saptanır bir yandan da vücuttan çıkarılması amaçlanır. Meme hastalıklarında erken teşhis son derece önemlidir, tereddüt yaşayan her hasta muhakkak doktora başvurmalıdır.

Ülkemizde tıbbin her geçen gün daha çok gelişmesi, meme hastalıklarında USG eşliğinde biyopsi uygulamasının da çok sayıda hastanede eksiksiz bir şekilde yapmasına olanak tanır. Biyopsi, meme kanserine yönelik rutin check uplarda fark edilen lezyonlara uygulanabileceği gibi aynı zamanda hasta tarafından fark edilen şişlik vb. durumlarda da tercih edilebilir. Uzman hekimler sayesinde meme hastalıklarında USG eşliğinde biyopsi işlemleri kısa sürede hızlı ve sorunsuz bir şekilde tamamlanır. 

USG Eşliğinde Biyopsi Nedir?

USG, tıp dilinde ultrasonagrafi olarak bilinen görüntüleme yöntemidir. Vücudun içerisinde yer alan organ ve dokuların incelenmesi için ultrason kullanılması son derece etkilidir. Tanı ve tedavinin yanı sıra aynı zamanda biyopsi işlemleri için de ultrason kullanılır. Ultrason, doppler ve sonografi şeklinde de isimlendirilir. Cihaz, yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanarak gerçek zamanlı görüntü elde edilmesini sağlar. Bu ses dalgaları insan kulağının duyabileceğinden daha yüksek frekanslıdır. 

Ses dalgaları, vücut içerisinde yer alan doku ya da organlara çarparak yansıma gerçekleştirir ya da eko meydana getirir. Ekolar da proba yansır, ardından tarayıcıya gönderilmek üzere elektrik sinyalleri üretir. USG eşliğinde biyopsi net bir görüntüleme sağlamak için bir hayli faydalıdır. Ultrason, radyoaktif ışınları kullanmadığı için hamilelerde problemlere neden olmaz, güvenilirdir. Biyopsi sırasında iğnenin nereye girmesi gerektiğini tespit eder. 

Meme Hastalıklarında USG Eşliğinde Biyopsi Hangi Alan Bakıyor?

Meme hastalıklarında USG eşliğinde biyopsi radyoloji bölümü tarafından yapılır. Ultrason gibi bir görüntüleme yönteminin kullanılması, radyoloji uzmanının yetkinliğini gerektirir. Biyopsi esnasında alınan doku ya da hücre örneği, patologlar tarafından incelenir. Bu sayede herhangi bir hastalık bulgusu olup olmadığı doğru şekilde tetkik edilir. Meme kanserini anlamanın en güvenilir ve kesin yöntemi biyopsi yaptırmaktır. Kanser ihtimali düşük bile olsa hekim, biyopsi yaparak emin olmayı tercih eder.

Meme hastalıkları genel olarak meme cerrahisi üzerinde uzmanlık sahibi olan genel cerrahi (hariciye) bölümü ile ilişkilidir. Genel cerrahi memede ağrı, memede sertlik hissi, memede kollara doğru yayılan ağrı ve memede kitle bulgusu gibi durumlarda teşhis ve tedavi sürecinde görev alır. Biyopsi, radyoloji bölümünde gerçekleştirilse dahi elde edilen bulgulara bağlı olarak nihai işlemleri belirleyen kişi cerrahtır. Bu nedenle farklı bölümlerin birlikte çalışması son derece yaygındır. 

Meme Hastalıklarında USG Eşliğinde Biyopsi Nedir?

BIRADS sınıflamasına göre hastanın memesinde 4. ya da 5. kategoriye uygun şekilde lezyon bulunuyor ise USG eşliğinde biyopsi gerçekleştirilir. Bu sayede lezyonun kötü huylu olup olmadığı net bir şekilde anlaşılır. Komplikasyon beklenmeyen bu operasyon kısa sürede ağrısız olacak şekilde uygulanır. İnce iğne aspirasyon biyopsisi, meme kesici iğne (tru – cut) biyopsi ve vakum destekli meme biyopsisi olmak üzere yaygın olarak üç şekilde yapılır. İnce iğne aspirasyon biyopsisi yaklaşık olarak 14 dakika sürer.

Memeye geçirilen iğne uçlu iğne yardımı ile kitle alınır ve incelemeye gönderilir. Patoloji sonuçları 4 ya da 5 gün içerisinde gelir. Meme kesici iğne (tru – cut) biyopsi yöntemi ise kalın uçlu iğne kullanılmasının yanı sıra temelde aynı şekilde gerçekleştirilir. Vakumlu destekli meme biyopsisi, tru – cut biyopsinin daha gelişmiş halidir. Hekim, şüpheli gördüğü bölgedeki tüm dokunun örneklenmesi için tercih eder. Lezyonun tamamı alındığında iyi huylu çıkan lezyonun tedavisi de aynı seansta tamamlanmış olur.

Meme Hastalıklarında USG Eşliğinde Biyopsi Nasıl Yapılır?

Meme hastalıklarında USG eşliğinde biyopsi esnasında öncelikle bölgeye lokal anestezi yapılır. Bu da sadece meme ve etrafının uyuşturulması anlamına gelir, hasta biyopsi sürecinde kendindedir. Uzman, ultrason ile bölgeyi görüntüler. İşlem esnasında kullanılan ince iğnenin meme dokusunun tam olarak neresine gireceğine bu sayede karar verilir. Akabinde dokudan hücre ya da sıvı örneği alınması amaçlanır. Ultrason eşliğinde biyopsi son derece kısa süren bir işlemdir, genel olarak maksimum 30 dakikada tamamlanır.

Biyopsi esnasında kullanılan Core (tru – cut) biyopsi iğnesi, memeden alınacak dokunun farklı bölgelerinden ince parçalar alır. Duruma bağlı olarak kistin içerisindeki sıvı boşaltılabilir ya da sadece örnek alınarak işlem tamamlanabilir. Bunun için hekim, kistin büyüklüğünü inceler. Eğer 3 santimetreden büyük ise kist aspirasyonu denilen işlem ile sıvının tamamı boşaltılır. Tüm süreç ağrısız bir şekilde tamamlanır. 

Meme Hastalıklarında USG Eşliğinde Biyopsi

Meme hastalıklarında USG eşliğinde biyopsi uygulanması yaygın olarak yapılır ve komplikasyon riski epey azdır. Bununla birlikte şüpheli dokunun iyi ya da kötü huylu olup olmadığını kesin olarak teşhis etmek üzere güvenilirdir. Radyoloji uzmanı, operasyon süresince ultrason ile bölgeyi görüntüler ve tercih edilen yönteme bağlı olarak ince ya da kalın uçlu iğne kullanır. Çoğu zaman lokal anestezi uygulaması ile birlikte işlem süresi yarım saati geçmez.

Hangi yöntemin kullanılacağı hastanın durumu, memedeki lezyona dair detaylar ve hekimin tercihlerine bağlı olarak belirlenir. Çoğunlukla süreç, benzer şekillerde işler. İğne, ultrason ile belirlenen bölgeye geçirilir ve buradan hedeflenen miktarda örnek alınır. Kistteki sıvının boşaltılması ya da dokunun tamamının alınması da mümkündür. 

Meme Hastalıklarında USG Eşliğinde Biyopsi Avantajları Nelerdir?

Meme hastalıklarında ultrason eşliğinde biyopsi hem hasta hem de hekim açısından çok sayıda avantaja sahiptir. Öncelikli olarak, bölge lokal anestezi ile uyuşturulduğundan hiçbir ağrı hissedilmeden duruma bağlı olarak kitlenin teşhisi sağlandığı gibi aynı zamanda tedavisi de biyopsi ile gerçekleşebilir. 

Kanama ve enfeksiyon riski son derece düşüktür, operasyonun ardından hasta ağrı hissetmez ve gündelik hayatına geri dönebilir. Dokunun incelenmesi sağlanarak ilerleyen süreçte meydana gelebilecek sağlık sorunlarına karşı önlem alınır ve erken tedavi sağlanır. Dolayısıyla USG eşliğinde biyopsi kritik seviyede önem arz eder.

Meme Hastalıklarında USG Eşliğinde Biyopsi Sonrası Süreç

Meme hastalıklarında USG eşliğinde biyopsinin komplikasyon riski içermemesi ve işlemin hızlı bir şekilde tamamlanması operasyon sonrası süreci kolaylaştırır. Enfeksiyona karşı önlemler alınmasına gerek kalmaz, hasta ağrı hissetmediği için aynı gün taburcu olunur. Ancak bazı durumlarda hekim, önlem olarak hastanın 24 saat müşahede altında tutulması sağlanabilir. Alınan biyopsi örneği, laboratuvara gönderilir ve hekimden gelecek haber beklenir. Gelecek sonuçlara bağlı olarak tedavinin ne şekilde ilerleyeceğine dair nihai karar verilir. 

Ultrason eşliğinde biyopside hastaya genel anestezi uygulanmadığı için uyanıktır,  süreci takip edebilir. Meme bölgesinde işlem nedeni ile meydana gelen yaralar kısa sürede iyileşir ve iz kalmaz. Biyopsinin ardından yemek yemek ya da su içmek için hekim tavsiyesi dikkate alınmalıdır. Normal hayata dönüş, hızlı bir şekilde gerçekleştiği için hasta zorlanmayacaktır. 


Kaynakça:

https://www.radiologyinfo.org/en/info/breastbius

{{translate('Yorumlar')}} ({{yorumsayisi}})

{{translate('Yorum Yap')}} / {{translate('Soru Sor')}}