Obezite cerrahisi kilo verme konusunda yardımcı olmak için yapılan ameliyatları kapsar. Öncelikli olarak hastalarda egzersiz, diyet ya da ilaç tedavisi uygulanır. Netice alınamadığı takdirde hastanın durumuna bağlı olarak obezite ameliyatı hekim tarafından tavsiye edilir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ – WHO) obezite için sağlığı bozacak şekilde vücutta ekstrem miktarda yağ birikmesi tanımını yapar.

Sıklıkla fast food yemek, sağlıksız beslenme koşulları ve hareketsiz yaşam obeziteye sebebiyet verir. Hastanın bu durumu önemsememesi ve sağlık sorunları nüksedinceye dek zayıflama yöntemlerine başvurmaması obezite cerrahisine olan rağbeti de arttırmaktadır. Fizyolojik bir sorun olan obezite, aynı zamanda hastaların psikolojisini de olumsuz etkiler. Bu nedenle erken müdahale yapılması hem meydana gelebilecek sağlık sorunlarının önüne geçer hem de ameliyatın başarı oranını arttırır.

Obezite Nedir?

Günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en yaygın sağlık problemleri arasında obezite yer alır. Tıbbi açıdan vücuttaki yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının fazla olması sonucunda boy ile oranlandığında kilonun orantısız biçimde fazla olması obezite olarak adlandırılır. Anne karnında yaşamın ilk anlarından son anlarına kadar beslenme, yaşamın vazgeçilmez bir unsurudur. Ancak beslenme, sanılanın aksine sadece karnı doyurmak ya da canının çektiği şeyleri yemek anlamına gelmez.

Her insan, yaş, cinsiyet, günlük yaşam koşulları, hamilelik durumu, kalp – şeker hastalıkları, fizyolojik ve genetik faktörler göz önünde bulundurularak değişen enerji ihtiyaçlarına sahiptir. Alınan besinlerin sağladığı enerji ile harcanan enerji denk olmalı, yağ – protein – karbonhidrat alımına dikkat edilmelidir. İlerleyen teknolojinin insan hayatını kolaylaştırması da obezitenin yaygınlaşma sebepleri arasında yer alır. 

Obezite Hangi Alan Bakıyor?

Obezite, direkt olarak vücudun kilosu ile alakalı olduğu için dahiliye (iç hastalıkları) bölümü tarafından teşhis konulur ve tedavi edilir. İç organlara zarar verecek yapıda olması ve mide ile bağırsak üzerinde işlemler gerçekleştirilmesi de dahiliye uzmanını gerektirir. Obezite cerrahisi mide balonu, mide tüpü ya da katlama mide gibi uygulamaları da içerir. Operasyonun başarı ile gerçekleştirilmesi için dahiliye uzmanı esas rolü üstlense de gerektiği takdirde diğer birimlerden de destek alınır.

Obezite teşhisi için Vücut Kitle İndeksi (Body Mass Index – BMI) hesaplanır. Vücut kitle indeksi, ağırlığın kilogram cinsinden boy uzunluğunun metre cinsinin karesine bölünmesi ile hesaplanır. Sonuç 30’un üzerinde çıktığı takdirde obezite teşhisi konulur, 40’ın üzerinde olanlar ise morbid obez olarak adlandırılır. Aşırı kilo almak, hareketlerin kısıtlanmasının yanı sıra ciddi hastalıklara da neden olduğu için ciddiye alınmalıdır. Bu sebeple genel cerrahi uzmanları da süreçte yol alabilir.

Obezite Cerrahisi Nedir?

Obezite cerrahisi vücut kitle indeksi 30 – 40 aralığında olan hastaların zayıflaması için sindirim sistemlerine yapılan cerrahi operasyonların bütününe verilen isimdir. Hastanın durumu ve hekimin tercihlerine bağlı olarak uygulanan yöntemler değişiklik gösterebilir. Obezite cerrahisi öncesinde beslenme uzmanı, endokrinoloji uzmanı, egzersiz danışmanı, psikiyatri uzmanı ve fizik tedavi uzmanı tarafından incelenen hasta, ameliyat dışı yöntemler ile iyileştirilmeye çalışır. Sonuç alınamazsa obezite cerrahisine başvurulur.

Obezitenin altında yanlış yeme alışkanlıkları, genetik faktörler, psikolojik problemler ve sağlık problemleri yer alabilir. Sorunu kökünden çözmek üzere öncelikli olarak temel sebep araştırılır. İstenen sonuca ulaşılamazsa operasyon, hastanın sağlığını korumak için kaçınılmazdır. Obezite cerrahisi aynı zamanda bariatrik cerrahi olarak da bilinir. Ameliyat sonrası elde edilen başarı oranı, doktorun söylediklerine uyma durumuna, diyet planının ihtimamla uygulanmasına ve egzersizlerin düzenli olarak yapılıp yapılmadığına bağlı olarak değişiklik gösterir.

Obezite Cerrahisi Nasıl Yapılır?

Obezite cerrahisi yaygın olarak üç yöntem ile yapılır. En yaygın metot, tüp mide ameliyattır. Onu normal bypass (roux-en-y) ve mini bypass ameliyatları takip eder. Tüp mide ameliyatı, midede gerçekleştirilir. Operasyonun amacı, yenilen gıda miktarını kısıtlayarak hastayı zayıflatmaktır. Mide bu amaçla küçültülür. Bypass ameliyatları ise ince bağırsak ve midede yapılır. Bu operasyonlar, mideyi küçültmeye ek olarak besinlerin gidiş yolu da kısaltılır ve gıda emilimi azaltılır.

Mini bypass ameliyatlarında iki metre uzunluğundaki barsak atlanır. Standart bypassta ise 1 ila 1,5 metre uzunluğundaki barsak devre dışı kalır. Bu nedenle mini bypass daha ağır bir operasyondur. Obezite cerrahisi ameliyatları arasında tüp mide en hafif olanıdır, onu normal bypass takip eder. Hangi yöntemin uygulanacağı konusunda en doğru kararı hekim verir. Karar verme aşamasında kronik hastalıklar, hastanın yaşı ve vücut kitle indeksi belirleyicidir. 

Obezite Cerrahisi

Obezite cerrahisi olmak üzere tüm yöntemler denenmelidir. Bu hususta en az 2 sefer ve en az 6 ay olmak üzere kilo vermek için çaba sarf edilmiş ancak netice alınamamış olmalıdır. Yapılan araştırmalara göre morbid obezlerin yüzde 2’si egzersiz ve diyet uygulayarak kalıcı şekilde kilo verebilir. Operasyon için hastanın en az 14 – 15 yaşlarında olması gerek. Kalp ya da akciğer hastalığı yoksa obezite cerrahisi 70 yaşındaki hastalara da rahatlıkla uygulanabilir. 

Obezite ameliyatı için hastanın uygunluk düzeyi kontrol edilir. Buna göre öncelikle vücut kitle indeksi (BMİ) üzerinde olmalıdır. İndeks, 35 ile 40 arasında ise tip 2 şeker hastalığı, uyku apnesi ya da hipertansiyon gibi problemleri olanlar morbid obez olarak isimlendirilir. Bu kişilerde mide küçültme ameliyatı uygulanabilir. Metabolizma bozukluğu bulanan ve yeni tip 2 şeker hastalarında hekim kararı ile obezite ameliyatı gerçekleştirilir. 

Obezite Cerrahisinin Avantajları Nelerdir?

Obezite cerrahisi, hastanın ideal kilosuna ulaşmasına yardım eder. Aşırı kilolu olma hali, metabolizmayı olumsuz etkileyerek kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere diyabet, karaciğer sorunları, uyku apnesi ve hipertansiyon gibi sağlık sorunlarına neden olur. Operasyon sayesinde bu durumun önüne geçilir. Aynı zamanda obezite, hastanın hareketlerini büyük oranda kısıtlar ve gündelik hayatında problemler yaratır.

Obezite cerrahisinin bir diğer avantajı da hastanın hareket kabiliyetini önemli ölçüde arttırmasıdır. Ameliyat sonrasında hayat kalitesinde kritik bir yükseliş meydana gelir. Mevcut ise uyku apnesi, GÖRH, tip 2 diyabet ya da hipertansiyon gibi rahatsızlıklarda gerileme gerçekleşir. Sağlıklı ve kaliteli bir hayata sahip olmak, kazanımların en büyüğüdür. Psikolojik olarak da hastalarda iyileşme gözlemlenir, bunlara ek olarak kendilerine olan güvenleri artar.

Obezite Cerrahisi Sonrası Süreç

Obezite cerrahisinin türü öncelikli olmak üzere yaş ve kronik hastalık durumları da hesaba katılarak hasta, ameliyatın ardından ortalama 24 ila 48 saat arasında gözlem altında kalır. Hekim, radyolojik kontroller ile herhangi bir komplikasyon olup olmadığını kontrol eder. Taburcu edilen hasta, birinci, ikinci ve dördüncü haftalarda kontrole gelir. Beslenme süreci ilk başlarda, sıvı diyet ve daha sonra ise püre diyet ile devam eder. Daha sonra 3, 6, 9, 12, 18 ve 24 ay kontrolleri ile devam edilir.

Obezite cerrahisinin sağladığı avantajların muhafaza edilmesi için doktor tarafından önerilen beslenme programlarına uymak ve doğru şekilde hareket rutini oluşturmak gerekir. Operasyonun ardından reflü, bazı gıdalara karşı tolerans, fazla yemek yendiği takdirde kusma ya da bulantı gözlemlenmesi son derece normaldir. Hekim ile birlikte diyetisyenin verdiği beslenme önerileri dikkate alınmalıdır. 


Kaynakça:

https://www.mayoclinic.org/tests-procedures/bariatric-surgery/about/pac-20394258

{{translate('Yorumlar')}} ({{yorumsayisi}})

{{translate('Yorum Yap')}} / {{translate('Soru Sor')}}